Ara 11
27

Zayıflama haplarında yan etki olarak, en önemlisi Taşikardilere neden oluyor, zayıflama haplarının yan etkileri olma olasılığı gerçekten yüksektir.Tansiyon problemi yaşayan insanlar veya troid problemi yaşayıp bu ilaçları bilinçsizce kullanan kişilerde ölümler sonuçlanabiliyor.Zayıflama haplarını kullanmadan önce araştırıp incelemek zayıflamasağlıyor mu veya yasal bir ilaç mi hepsini öğrenmek gerekiyor.
Diyabeti olan kişilerde insülin durumları çok değişken olabildiği için komada olan hastalara da rastlandığı olmuştur. Onun dışında metabolitik bir takım problemleri olan organ yetmezliğine kadar giden ciddi sonuçlar doğurabiliyor.Zayıflama haplarının yan etkileri olabilir, araştırılmalıdır.
Regl düzensizliği de bu sayılanlarının en hafifi denilebilir ki bu bile çok sıkıntılı bir dönem olarak yaşanılıyor.
Bu nedenle kesinlikle bu ilaçları bir hekim kontrolünde ve doğru bir beslenme planı çerçevesinde kullanılması önerilir.
Bizim tavsiyemiz, zayıflama hapları ile değil doğal yollarla zayıflamanız..
Mar 11
8
Zayıflama haplarıyla nasıl kilo verileceğine dair videomuz ve makalemiz..
Zayıflama haplarının farklı çalışma sistemleri vardır.Vücudun iştah merkezini kontrol eden, hormonel bir takım değişikliklere sebep olan ve diğer durumlarda kullanılması gereken farklı zayıflama hapları olarak isimlendirilir.Zayıflama hapı İştah merkezimizi kontrol etsin, miğdemizi kontrol etsin veya hormonel dengemizi değiştirsin diye kendi adımıza karar verip eczaneden alabileceğimiz bir ilaç değildir.
Kilo verme, daha ziyade bu zayıflama haplarının doktorlar veya beslenme uzmanları tarafından değerlendirilip tanıya göre ciddi bir şekilde oturulup beslenme planı ile birlikte alınması gereken çok önemli ilaçlardır.
Bu nedenle hapları çok rahatlıkla kategorize etmek çokta doğru değildir.Zayıflamak için kullanılan haplar bu şekilde vücüdun kilo verdirmesini sağlıyor.
Fakat tekrardan söylemeliyiz ki zayıflama hapı ile birlikte sağlıklı bir beslenme yapılmalıdır.
May 10
4
Göbek deliği fıtığı diye de bilinen göbek fıtığı belirtilerini ve göbek fıtığı sağlık bilgileri.
Göbek fıtığı belirtileri nelerdir sorunuza cevap olacak yazımızı keyifle okuyacağınızı umuyorum..
Göbek fıtığı, göbek deliğinin yakınlarında dokuda yumuşak bir şişlik şeklinde oluşur.
Bu şişliğin boyutu göbek fıtığı belirtisi olması için için 1 ile 4 cm arasında değişir.
Bebeklerde göbek deliği fıtığından oluşan şişliği fark etmek zordur.Göbekteki bu şişliği sadece bebeğinizin öksürdüğü, ağladığı veya kasıldığı (zorlandığı) zaman görülebilir. Çocuğunuzun göbeğinde ki şişlik yatınca veya ayaktayken görülmeyebilir.
Çocuklarda göbek deliği fıtığı genelde acı vermez.
Yetişkin kişilerde göbek deliği fıtıkları karında rahatsızlık verir ve farkedilmesi durumunda tedaviye başvurulması önerilir.
Göbek fıtığı belirtileri nelerdir?
Göbek fıtığı, Göbek halkasının olduğu yerde devamlı bir şişlik ile göze çarpabilir.
Bu şişlik yatmayla kaybolmayabilir, yukarıdan bastırmaylada bu şişlik içeri girmeyebilir.
Eğer göbekte ki bu şişlik ağrılıysa, o zaman burada göbek halkasının içine karın içi yağları yada bağırsaklar girdi.
Orada da sıkıştı anlamını taşıyan, göbek fıtığının boğulması belirtisi söz konusu olabilir.
Yada hastalar ayakta durduğunda göbekteki şişliğin, yattıklarında göbekte bulunan şişliğin kaybolduğunu söyleyebilirler.
Buna da geriye gidebilen fıtık diyoruz.
Yeni doğan bebeklerde göbek halkasında bir şişlik olabilir ve anneleri göbekte ki şişliği farkedebilirler.
Zamanla bu şişlik kaybolabilir.Bu bir göbek fıtığı belirtisi olmasına rağmen, anneler endişelenmesin 4-5 yaşına kadar göbekteki şişlik kaybolabilir.
O yaşlardan sonra tedavi gerekir.
Kilolu insanlarda karın yağından dolayı göbek halkası çukurda kalıp göbek fıtığını farketmeyebiliriz.
Bu durumlarda göbek fıtığı teşhisinde zorlanabiliriz.Bu yüzden kilolu hastaların muayene olması gerekir.
Muayene sırasında göbek fıtığı teşhisinde görüntüleme yöntemleri ile tesbit edilebilir.
Umarız, fıtık, göbek fıtığı belirtileri nelerdir sorularınızın en sağlıklı cevabını alabilmişsinizdir..
Nis 10
29
100 insandan 8′i ündüz, 92′si gece dişlerini sıkıyor ve diş gıcırdatması oluşuyor.
Neden diş gıcırdatıyoruz, diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir.
Bilindiği gibi güzel ülkemizin güzel insanları bir o kadar da streslidir.İstemeyerekte olsa stresi severiz ama stres bizlerde diş sıkma, diş gıcırtısı gibi bir çok hastalığa sebep olabiliyor.100 kişiden 92′si geceleri çok yoğun olarak dişlerini sıkmakta. Hastalığın diğer ismi ise “patron hastalığı”.

Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Cerrahi Bölüm Başkanı Profesör Doktor Selahattin Or diş gıcırdatmayı şöyle dile getirdi;
Bütün gün boyunca insanlarımızın yaşadığı çok fazla stresin neden olduğu diş gıcırdatmanın, sağırlığa yol açabilir.Diş gıcırdatmasını (broksizm), “günlük yaşamda isteyerek veya istemeyerek yapılan streslerin bilinç dışı uyku sırasında çıkması durumunda oluşan kas sıkılması (spazm)”.
Şimdi sizlere patron hastalığının yani dış gıcırdatmanın nedenlerini açıklayan Diş Hekimi Metin Ağca’nın videosunu paylaşıyorum.
Diş gıcırdatma yada diş sıkma broksizm dediğimiz hastalık iki nedenden kaynaklanmaktadır.
Toplumda bireylerin 3de 2sinde diş sıkma her yaşta görülmektedir.
Diş sıkma 12 yaştan tutunda 70 yaşına kadar bayan ve erkekte her iki cinste artarak görülmektedir.
Nis 10
14
Meme kanserinde uyarıcı belirtiler: Meme ucundan gelen sıvı veya kan.Meme de sertlik veya kitle hissetme meme kanseri belirtilerindendir.
Get the Flash Player to see this content.Göğüs kanseri hiç bir belirti vermeyebilir.Eğer belirti verirse zaten haftada 1 kendisini duştan sonra muayene eden kişi meme kanseri belirtisini farkedecektir.Farkettiği anda doktora gitmesi gereklidir.Meme kanseri hiç bir belirti vermedende ortaya çıkabilir.Çok belirti verdiği anda yani göz ile görülebilecek derece belirti oluştuğunda meme kanseri ilerlemiş oluyor.
Meme kanseri çok hızlı büyüyen bir kanser türü değildir.Yavaş yavaş büyür, kötü tipte olan meme kanseri biraz daha hızlı büyüyorlar.Hiç bir risk faktörü içermiyorsanız, 45 yaşınızdan sonra gidip mammogramınızı yıllık yaptırırsanız, en ufak birşey bile orada saptanabilir.Ama eğer risk faktörü (ailenizden meme kanseri yaşamış olan) varsa daha erken bu taramalara başlamanız gerekir.Bu tarama yaşına gelene kadar kendinizi haftada bir muayene etmeniz lazım..Genel Cerrah
Op. Dr. Hakan Akıncı
Meme kanseri belirtileri ile ilgili diğer bilgiler;
Genellikle hiç çocuk emzirmemiş kadınlarda, 50 yaş üstü bayanlarda, ilk çocuğunu 30 yaşından sonra doğurmuş bayanlarda, boy ve kilo orantısına göre %40 kilo da ortalamayı geçen kadınlarda, hiç çocuk sahibi olmamış bayanlarda ve bazen menapoz öncesi göğüs kanseri kadınlarda görülebilir.
“Kadınlar en az ayda bir defa göğüs muayenesi yaptırmalı.”
Göğüs hastalıkları ciddiye alınmalı ve kontrol edilmelidir.
40 yaş üzeri olanlar her yıl göğüs kanseri muayenesi yaptırmalı, 40 yaşın altındaysanız; aile soy ağacınızda göğüs kanseri ve göğüs hastalıkları yaşayanınız yoksa eğer riskli ve korkulacak bir durum yoktur.
Eğer 40 ile 49 yaşları arasındaysanız, bir sertlik veya kitle yok ise ve ailenizde meme kanseri veya göğüs hastalıkları geçiren birisi yoksa basit bir mammogram yaptırmanız yeterlidir. 50 yaşından sonra mammogramı her yıl en az 1 defa yaptırılması tavsiye edilir.Şayet ailenizde bir göğüs kanseri var ise yaş ile bağımsız olarak her yıl bir mammogram yaptırılmalıdır.birSaglik.net ekibi olarak bu uyarıları göz ardı etmemenizi tavsiye eder, sağlıklı günler dileriz..
Lenfoma, yani lenf kanseri belirtileri ile ilgili bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz.Lenf bezi büyümesi nedenleri de bunlardan bazılarıdır.
LENFOMANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
1- Ağrısız bezeler:
En sık görülen belirti olan lenf bezlerinde oluşan, ağrı vermeyen, genellikle çapı 1 santim’den fazla olan düğüm şeklinde şişliklerdir. Fark edilme ihtimali en yüksek olan bezeler, boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde çıkar. Bu şişlikler ağrıya veya başka belirtilere yol açmaz, ancak sıklıkla boyutları giderek artar.
Lenf düğümlerinin şişmesinin çok sık görülen bir durum olduğu unutulmamalıdır. Lenf düğümlerinde şişme olan kişilerin çok büyük bir kısmında lenfoma dışında teşhisler söz konusu olabilir.Lenf düğümlerinde şişliğin en yaygın sebebi enfeksiyondur. Şişen lenf düğümleri genellikle enfeksiyon iyileştikten sonra küçülür.
2- Sebepsiz ateş yükselmesi:
Hiçbir rahatsızlık yokken vücut ısısının 38 derece’nin üzerinde olması.
3- Gece terlemesi:
Gece yatmak için giyilen elbiselerin ve nevresim çarşaf vs. ıslatacak kadar gece terleme yaşamak.
4- Kilo kaybı:
6 ay içerisinde vücut ağırlığının %10’undan fazlasının kaybolması.
5- Sürekli halsizlik:
Çok şiddetli ve sürekli halsizlik veya yorgunluk hissi.
Bende lenfoma (lenf kanseri) belirtileri var, ne yapmam gerekiyor?
Kendinizde bu belirtileri görürseniz, doktorunuza danışın. Ancak unutmayın, bu işaretlerin hiçbiri lenfomaya özgü değildir; pek çok başka hastalıkta da benzer belirtiler görülebilmektedir. Tanıyı sadece hekim kesinleştirebilir.
Nis 10
13
Lenfomalar bağışıklık sisteminin urlarıdır. Lenf düğümlerinde çıkan, ve lenfositlerden oluşan urların tümüne lenfoma denir. Son geçen yüzyılda ve günümüzde bağışıklık sistemi üzerine süren çalışmalar bu kötücül urların daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Lenfoma en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri olmasına karşın, tedavi başarısı oldukça yüksektir.
En önemli belirtileri boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki ağrısız bezeler, gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateştir. Ayrıca sürekli yorgunluk ve kilo kaybı da lenfomanın habercisi olabilir. Ancak bu belirtilerin başka aarda da görülebileceği unutulmamalıdır.Lenfomaların yalnızca altında yatan nedenleri ve oluşma süreçleri değil, aynı zamanda sağaltımları konusunda da önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Günümüzde Hodgkin dışı lenfoma olan her hasta için uygun bir sağaltım yöntemi bulunmaktadır.
LENFOMA NEDİR?
Lenfoma, “lenf sisteminden” kaynaklanan kanserlerin ortak adıdır. Lenfoma çok çeşitli alt tiplerden oluşan, çok farklı davranış özellikleri gösterebilen bir hastalıklar topluluğudur. Birçoğunda doğru tanı ve güncel tedavi uygulamaları ile hastalıksız ve uzun süreli yaşama şansı olanaklıdır.
LENFOMA KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Lenfoma, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülen bir hastalıktır.
Lenfomaya yol açan bazı risk faktörleri
* Uzun süren (kronikleşmiş) enfeksiyon hastalıkları,
* Bağışıklık sistemini zayıflatıcı durumlar,
* Bazı kimyasal maddelere maruz kalma (Böcek öldürücü ilaçlar gibi),
* Bazı virüslerden kaynaklanan hastalıklar.
LENF SİSTEMİ NEDİR?
Lenf sistemi bedenimizin bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Lenf sistemi mikroplarla ve diğer pek çok hastalıkla mücadele eden akyuvarları (lökositler, kanın beyaz hücreleri) depolar ve bedenimizin her köşesine taşır.
Lenf sistemini tüm bedenimizde dağılmış olan bir ağa benzetebiliriz. Bu ağda lenf damarları, lenf bezleri ile diğer lenf organ ve dokuları bulunmaktadır.
Lenf damarları, kan damarları gibi ama onlardan ayrı bir sistem içinde, bedenimizin tüm bölgelerine dağılır.
Lenf damarlarında renksiz, suya benzeyen bir sıvı taşınmaktadır.
Bu sıvıya lenf sıvısı denir. Lenf sıvısında yer alan akyuvarların bir grubu, hastalıklarla mücadele etmek üzere bedenin her noktasına ulaştırılmaktadır. Lenf sisteminde görev yapan akyuvarlara lenfosit de denir.
Lenfositlerin iki görevi çok önemlidir:
1- Yabancı mikroorganizmalarla savaşmak.
2- Bedenimizde olası bir tümörün büyümesine engel olmak.
Bu ağın üzerinde bulunan önemli bir yapı da lenf bezleridir. Lenf bezleri, fasulye veya bezelye benzeri bir yapıya sahip olan küçük organlardır. Bunlar bağışıklık sistemimiz için önemli hücrelerin eğitimlerinden ve depolanmasından sorumludur. Lenf bezleri boyun, koltuk altları, kasıklar, göğüs kafesinin içi ve karın gibi bedenin belli bölgelerinde gruplar halinde bulunur. Lenf sisteminin diğer organları arasında bademcikler, dalak, kemik iliği de bulunmaktadır. Ayrıca mide, bağırsak ve cilt gibi bazı organlarımızda da lenf sistemi içinde yer alan doku bölümleri vardır.
LENFOMA (lenf kanseri) TÜRLERİ
Hodgkin lenfoması (lenf kanseri) türleri
Hodgkin lenfoması şu alt türlerine ayrılır:
Hodgkin dışı lenfoması (lenf kanseri) türleri
T gözeleri ve doğal öldürücü lenfomaları:
Olgun B gözeleri lenfomaları:
Bağışıklık yetmezliğiyle ilgili lenfosit çoğalım düzensizlikleri:
Lenf damarları, lenf bezleri, diğer lenf organ ve dokularıyla birlikte tüm bu yapıya lenf sistemi denir. Bu yapı içinde ortaya çıkan kanserlerin genel adı da lenfomadır.
Eğer lenfoma belirtileri sizde var ise doktorunuza başvurun..
birSaglik.net sağlıklı günler diler..
Nis 10
13
Büyümüş bezeler genelde insan vücudunun hastalıklara karşı korunma sisteminin iyi çalışıyor olmasını gösterir. Lenf bezlerinin büyümesini nasıl farkederiz?
Vücuda böylesine bir fayda sağlaması yanı sıra ciddi hastalıklara yol açabilmektedir.
Bizler, boynumuzun her iki tarafında, kulağımızın altında, çenemiz ve koltuk altlarımızda büyüyen bezelere yabancı değiliz.Ama lenf bezi iltihabı olasılığını bilmeyiz.Çoğu zaman büyümüş bezeler, o bölgede oluşan enfeksiyonun sonucu olur. Daha çok boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerimizde şişen bezeler, vücudu hastalıklara karşı koruyan antikorları ve beyaz kan hücrelerini içeren sıvıyla dolar.
Vücüdun enfeksiyonlarla mücadelesi
Lenf bezleri vücuda yayıldığında.Kasık, kulak arkası ve çene altında ki lenf bezleri büyüdükleri zaman vücutta çok belirginleşir.Buna karşılık daha derinde bulunan, göğüs ve karın bölgesinde bulunan lenf bezlerinin büyümesi ancak özel muayenelerle anlaşılabilir.Normal şartlarda lenf bezelerinin çapı yarım santimi geçmez, ancak enfeksiyon kapılması durumunda, lenf bezleri beyaz kan hücreleri ürettiği için zamanla büyür. Daha sonra kan dolaşımınıyla birleşerek vücuttaki mikroplarla savaşırlar. Diğer tarifle vücut içinde ki enerji çatışmasıdır. Vücudumuzun savunma sistemi mikroplarla olan mücadelede galip gelir. Ama bütün bu olaylar aynı zamanda hafif ağrılı şişmelere sebep olur. Boğazımızda şişen lenf bezeleri, birkaç gün dinlememizi gerektirebiliyor.Tuzlu su, sıcak içecekler, antiseptik gargara yapmak boğazdaki büyümenin geçmesine yardımcı olsa da bezeler bir süre sonra kendi kendi kendine kaybolur. Eğer hala bezler belirgin bir şekidle duruyor ise ciddi bir rahatsızlık olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışmalısınız.
Lenf bezelerinin nedenini öğrenmelisiniz
Lenf bezlerinde beyaz kan hücresi dediğimiz lenfositlerin göllenmesiyle oluşur. Deri ve solunum sisteminin bazı basit enfeksiyonları bezelere neden olabilir.Örneğin bademcikler ve apandis öncelikle lenfatik hücrelerden oluştukları için kolaylıkla şişebilirler. Lenf bezleri vücudun bir bölgesinin tahriş kesilmesi veya tahriş olması sonucu enfeksiyon kapmasıyla da büyüyebilir.
Bazı bakteriyel hastalıkların etkisiyle vücuddaki bezeler daha da yaygın hale gelebilir. Bunun nedeni, vücuttaki bakterilere karşı savaş veren beyaz kan hücrelerinin sayısı artmasıdır. Ayrıyetten eklem yerlerinde oluşan bezeler de büyük bir ihtimalle eklem romatizmasının bir işaredir. Bu yüzden, sağlıklı bir beden için kadınların göğüslerini herhangi bir kist olup olmadığını kontrol etmelerine benzer şekilde koltukaltı ve kasıklarımızı da kontrol etmemiz gerekir.

Örneğin koltuk altınızda beze şişmişse, o bölgeye en yakın olan kollarınızı ve ellerinizi kontrol edin. Eğer herhangi bir kesik veya zarar görmüş yer varsa, o bölgeyi ılık su ve antiseptik ile silin. Ancak beze iyileşmiyor ve daha da şişerek ateşli bir hal alıyorsa böyle bir belirtiyi gözardı etmeyerek doktor muayenesine gitmelisiniz. Çünkü bu durum ciddi kan zehirlenmelerine de sebep olabilir. Kasıklardaki bezelerse bacak ve ayaklarınızdaki rahatsızlıkların habercisidir. Bu yüzden herhangi bir enfeksiyon veya yara olup olmadığını kontrol edin. Özellikle şeker hastaları bu çeşit enfeksiyonlara yatkındırlar.
Vücudunuzun herhangi bir yerinde şişlik bulmak belki önemsiz görünebilir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklarda sık sık bezeler oluşur ve çoğu zaman fiziksel bir halsizlik verir, birkaç gün dinlenmeyle de geçerler. Bazen şişen lenf bezleri, başlarda farkedilemeyen ciddi solunum hastalıklarının da habercisi olabilir. Örneğin göğüste büyüyen lenf bezleri ancak X ışınlarıyla görülebildiğinden, tüberkülozun farkedilmesi oldukça zordur. Ancak diğer belirtileri izlenebilir; bazen kan kusma, ısı kaybı, kilo vermek, geceleri terlemek ve boyunda şişen bezeler.
“Lenf bezleriniz büyüdüyse, doktorunuza görünmelisiniz”
Her büyüyen lenf bezi karşısında endişeye kapılmanıza gerek yok.Örneğin dişiniz apse yaptığında çene altınızda şişen bezeler,veya soğuk algınlığıyla şişen bademcikleriniz bir süre sonra kendi kendilerine ortadan kaybolurlar.Ancak hassas ve şişkin bezeler nadiren de olsa kanserin habercisidir. Kanserli tümörler,komşu lenf bezlerine yayılarak,şişmelerine neden olurlar. Örneğin sağ göğüsteki kanser yayılarak sağ koltuk altındaki bezeleri kaplar. Lenf bezleri şekilsel olarak arttıklarında ağrı da olmasa ihmal etmeden GP nizi çektirin. Lenf bezi hücrelerindeki anormal çoğalma, bazen Hodgkin adı verilen ve genç erkeklerde görülen bir hastalığa da neden olabilir. Boyundaki lenf bezleri zamanla ağrısız olarak şişer. Hastalık ilerledikçe diğer lenf bezleri grupları da şişerek solunum darlığı,karaciğer ve dalağın şişmesine neden olur. Erken teşhis edilirse tedavi şansı yüksektir. Bu nedenlerden dolayı vücunuzun herhangi bir bölgesinde bilinmeyen bir şişkinlik olursa, ağrısız dahi olsa takibe alın.
Oluşabilecek hastalıklar şunlardır;

lenfoma
Lenf bezi kanseri (lenfoma), Fark edilme ihtimali en yüksek olan bezeler, boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde çıkar. Bu şişlikler ağrıya veya başka belirtilere yol açmaz, ancak sıklıkla boyutları giderek artar. Lenf düğümlerinin şişmesinin çok sık görülen bir durum olduğu unutulmamalıdır. Lenf düğümlerinde şişme olan kişilerin çok büyük bir kısmında lenfoma dışında tanılar söz konusudur. Lenf düğümlerinde şişliğin en yaygın sebebi enfeksiyondur. Şişen lenf düğümleri genellikle enfeksiyon iyileştikten sonra küçülür.
Nis 10
12